Aleyşüa&Keabz
ABHAZLAR VE ATLAR
YENER ASUGBA tarafından yazıldı.    Çarşamba, 11 Mart 2009 23:17    PDF Yazdır e-Posta

At, bir Abhaz için onur, gurur ve asaletin simgesi olmuş, kader birliği yaptığı ve deyim yerinde ise kendisinden bir parça olarak gördüğü vazgeçilmezi olmuştur.İçerisinde atların geçmediği eskiye ait bir hikaye, anı, kahramanlık anlatımı, tarihsel olaylar, fıkra, yaşanmışlık çok yalın ve sade kalmaktadır. Aşağıda sadece yaşantımızdan atın henüz çıkmadığı dönemlere ait bir kaç ALEYFA-KEBZ örneği vereceğiz.

-Ata solundan binilir ve solundan inilir.

-Büyüklerle yolculuk edilidiğinde normal şartların aksine genç olan daima atı ile biraz önden ilerler. Buna sebep olarak önlerine çıkabilecek tehlikelere karşı büyüğü korumak yada öncülük ederek büyüğünün işini kolaylaştırmak gibi şeylerdir.

-Yolculuk sırasında kadınlar yaşlılar denk geldiğinde attan inilip yanlarından geçilmesi hoş görülür. Yaya bir büyük, kadın görüldüğünde yolları üzerinde ise küçük kendi atına oturtup gidecekleri yere bırakılması hoş görülür. SAZ KÖY'den ASUGBA bir amcamız yolda gördüğü büyüğü atına oturtup kendiside atın önünde yürüyerek SAZ KÖY'ün çok üstünde TAVAK köyüne kadar götürdüğünü anlatır. Ama aynı amcamız 10-12 yaşlarında iken EFTENİYE'den dönüşte SAZ KÖY'e kadar beraber yolculuk ettiği büyüğünün yürüdüğünü, kendisini atın sırtından indirmediğini anlatmıştır.

-Hedeflenen yere varılmasın, yani yolculuğun bitmesine yakın genç olan (EYZBI) kendi hazırlığını tamamlayıp kendisine çeki düzen verme hazırlıklarını yapar. Misafir gitikleri ev ise; bahçe kapısına geldiklerinde genç hemen atından süratle atlayıp hemen büyüğünün (AYHABI) bindiği atın üzengisini tutarak büyüğünün attan inmesine yardım eder ve atları bağlanacak yere bağlanması işini yerine getirir. Ve önde gitme görevide burada sonlanmış olur ve daima büyüğü girilecek yere ilk olarak girer.(Atlar yolculuktan sonra hemen bağlanmazlar. Biraz dolaştırılarak dinlendirilir ve tuvaletlerini yapmaları sağlandıktan sonra bağlanırlar)

-Misafir gittikleri yerde atın üzengisini tutma ve atları bağlama işini ev sahibide yapabilir ki geneldede böyledir. Ancak ev sahibi kişilerin içinde (EYZBI) kendisinden yaşca küçük kimseler yoksa bu görevleri kendisi yapması daha uygun olabilir.

-Ev sahibi misafirleri içeri aldığında ellerindeki eşyaları alır. Tabiki kamalar hariç. Çünki Abhazlar ve Kuzey Kafkasyalılar kamalarını hiç bir zaman çıkarıp teslim etmezler. Ev sahibi misafirlerin kırbaç-kamçılarını aldıktan sonra duvardaki yerlerine asar. Burda dikkat edilecek husus, kamçı-kırbacın sapı evin içine dönük olacak şekilde asılmasıdır ki aksi durum kalk git demek gibi olacağından hoş görülmez.

-At binilirken yine küçük olan yada ev sahibi misafir büyüğün atının üzengilerinden eyerinden tutarak binmesini bekler ve sonra kendisi biner.

-Ayrıca ata,özelliklede herkesin göreceği bir yerde vurmak hiç hoş karşılanmaz. Bunlardan en önemli olanları ise misafir gittikleri evden ayrılırken ata vurmaktır ki bu ev sahibine vurmak gibi algılanır. Atın huysuzlanması yada yürümemesi ata vurmak için asla bahane edilemez ve kesinlikle ata kırbaç vurarak yürümesi sağlanamaz. At koştururken yada gerektiği durumlarda atın kıç kısmına vurulmaz ön göğüs kısmına vurulur (Misafir gittikleri yerden ayrılırken hariç)

-Abhazya'da meydana gelmiş ve zamanımıza kadar anlatılagelmiş benzer bir olay şöyledir; Atını, hastalanan kızkardeşinin iyileşmesinde kullanmak için satmak zorunda kalan BAGRAT BAGAPŞ, AH' ın (Kral) oğlu PRENS'e atını gösterir ve satmak ister. Bir fiyatta anlaşırlar. Anlaşma gereği paranın yarısını peşin alır diğer yarısını daha sonra alacaktır. Bir gün BAGRAT odun keserken PRENS BAGRAT'ın sattığı at ile dereden geçerken atın huysuzlanmasından dolayı acımasızca atı kamçılamaya başlar. BAGRAT bunu hakaret olarak ve ata verilen değere aykırı hareket görerek gidip PRENS'in elini tutar. Karşılıklı kamalar çekilir ve PRENS'i öldürür.

Evet görüldüğü üzere hikayenin anlatılış biçiminde de görüldüğü üzere kahraman olan ata yapılan muameleye kayıtsız kalmayıp bu uğurda bir prensi bile öldüren BAGRAT'dır.

AHAKUYTRA SÖZÜ...KAHRAMANLIĞIN OLDUĞU YERDE AT, ATIN OLDUĞU YERDE KAHRAMANLIK VE ASALET VARDIR.

 

Yorumlar 

 
+1 #6 ASUGBA_YENER 2009-05-09 02:09 bu konuda yardımını aldğım asugba fikret amca vefat etti.ALLAH MEKANINI CENNET EYLESİN.DUA EDİN.
 
 
+1 #5 agumba28 2009-04-25 22:48 At, bir Abhaz için onur, gurur ve asaletin simgesi olmuş, tam bunu söyleyecektim beeee
 
 
+5 #4 esen 2009-03-13 02:52 yoo böyle söyleme sizin yaptığınız bilimsel çalışmanın ta kendisi ve son derece takdire layıktır. Sizler yaşayanlardan devir aldığınız değerleri aktarıyorsunuz.Bu antropoloji adı altında bir bilim dalı.O kadar mütevazi olma. Keşke gençlerimiz arasında şu sizin yaptıklarınızı yapanlar çoğalsaydılar.Hayatın kendisi bir akademidir okumasını bilene.Kafkas ekibi neden apsuva koşarayı bilmiyordu? Sizler gibi muhafaza edenlerden aktaranlardan öğrendiler. Ben yalnızca yaptığınız değerli açıklamalara benim de öğrenmiş olduğum tarafıyla katkıda bulunmaya çalıştım. Allah dedelerimizi nenelerimizi nurda yatırsın. Keşke daha fazlasını öğrenseydik. Selam ve sevgiler
 
 
+3 #3 ASUGBA_YENER 2009-03-13 02:38 yıtabuup sahşaamcıpha .esen abla katkılarının devamını bekliyoruz.çok fazla derinlemesine araştırma yapma fırsatımız pek olmuyor sadece acizane fikir sahibi olduğumuz konular olduğundan katkılara ihtiyacmız oluyor.akademik bir çalışma değil.saygılarımızla
 
 
+6 #2 esen 2009-03-13 02:34 küçük bir ilave kamçı kama veya herhangi bir silahın sapı gücü temsil eder ve silah olarak kullanıldıkları için de uçları daima hedefe yönlendirilir yani düşmana. Sapların ev içine dönük asılmasının nedenlerinden biri de budur. Bu güzel ve yararlı geleneklere böyle hakettiği değerleri vermeniz çok güzel. Kafkas atlarının özellikleri ayrı bir yazı konusu olması gereken değerli atlardır. Umarım nesillerinin sürdürülmesi için gerekli çalışmalar yapılır.Tükenirse son derece yazık olur.
 

Üye olmadan yorum yazamazsınız.

Üye
olmak için tıklayın.

JoomlaWatch Stats 1.2.8b_08-dev by Matej Koval