Abhazya
SAVAŞTAN SONRAKİ DURUM
Administrator tarafından yazıldı.    Salı, 21 Ekim 2008 19:32    PDF Yazdır e-Posta
Bilindiği üzere Gürcüstan hükümeti ile Abhazya halkı arasında yukarıda ifade ettiğimiz nedenlerden ötürü bir savaş olmuş, bu savaş sonucunda Abhazya halkı de facto bir şekilde bağımsızlığını ilan etmiş durumdadır.

Taraflar arasında 3 Eylül 1992 tarihinden beri savaşın durdurulması, insan haklarının temini, taraflar arasındaki ekonomik ve hukuki sorunların düzenlenmesi, Abhazya Cumhuriyeti'nin siyasal statüsünün De Yura haline getirilmesi yani siyasi siyasi statünün belirlenmesi ve uluslar arası örgütlerin yapabilecekleri insani yardımlar gibi konularda süre gelen görüşmeler halen tıkanmış bir vaziyette devam etmektedir. Ancak bu süreç içerisinde Abhazya Cumhuriyetinin karşılaşmış olduğu çok ciddi ve hayati sorunlara bugüne kadar bir çözüm getirilememiştir. Bunu sonucu olarak bugün Abhazya Cumhuriyeti çok ciddi bir şekilde ekonomik müzakaya içerisinde bulunmaktadır.
Bu ambargoların uygulanmasında, objektif uluslararası hukuki bölgeler, devletler üstü bölgeler ve uygulama anlaşmaları Gürcüstan Devleti'ni tek taraflı müsamaha görmesi nedeniyle tarafgirane bir politik yol izlenmektadir.

Abhazya Cumhuriyeti'nden, uluslararası hukuk kurallarına ve devletler arası antlaşmalara, ayrıca taraflar arasındaki görüşmelere aykırı olarak insan hak ve özgürlüklerinden mahrum bırakılması, yaşam hakkının zorla elinden alınması, açlığa mahkum edilmek suretiyle gayrımeşru bir şekilde barışa zorlanması, Gürcüstan ile yapılacak barışı hızlandırmayacak, aksine daha da uzamasına neden olacaktır. Ayrıca bir halkın açlığa mahkum edilerek barışa zorlanmasına izin ve icazet veren uluslar arası bir yasal belge, bir teamül ve anlayış yoktur. Böyle bir uygulamada söz konusu olamaz.  Bunun yanında bu ağır koşollar altında tesis edilecek bir barışın kurulsa bile, adil ve kalıcı olacağını iddia etmek mümkün değildir.

Bu sorunların yanında Abhazya Cumhuriyeti'nde, 23 Kasım 1996 tarihinde yapılması kararlaştırılan  parlemento seçimleri ile ilgili birkaç noktanın da altını çizmekte yarar vardır.

BM Güvenlik Konseyi 22 Ekim 1996 tarihinde yapmış olduğu toplantıda Abhazya Cumhuriyeti'nde parlemento seçimlerinin yapılmamasını, bu şeçimlerin yapılmasının barışa zarar vereceğini ve görüşmeleri daha da zora sokacağını dile getirerek buna yönelik bazı endişelerini Abhazay Cumhuriyeti'ne yazılı olarak iletmiştir. Güvenlik Konseyi'nin  bu endişe ve değerlendirmelerine yönelik Abhazya cumhuriyeti Parlementosunun görüşleri 30 ekim 1996 tarihinde yine yazılı olarak Güvenlik Konseyi'ne iletilmiş bulunmaktadır. Bu mektupta dile getirilen bazı görüşlerin de bilinmesinde yarar görüyoruz.

4 Eylül 1994 tarihinden beri tarafların ve gözlemcilerin de onayladığı görüşme tutanaklarından açıkça anlaşıldığı üzere Abhazya Cumhuriyeti ile Gürcüstan Devleti arasında fiili ve hukuki hiçbir bağ kalmamıştır. Abhazya Cumhuriyeti her ne kadar De Jura olarak diğer devletlerce de tanınmadi ise de görüşmelerde taraf olduğu ve fiilen bir cumhuriyet olarak var olduğu bir vakadır. Bu nedenle, Gürcüstan'ın Abhazya Cumhuriyetine ve Abhazya Cumhuriyeti'ninhukuksal tasarruflarına  müdahale yetkisi hukuken yoktur. Esasen Abhazya Cumhuriyeti Özerk Cumhuriyet olarak Gürcüstan'ın bünyesinde yer alıdığı dönemlerde de Abhazya'da yapılan parlemento seçimlerine müdahale hakkı yoktu.

Abhazya Cumhuriyeti'nde yapılacak olan parlemento seçimleri bu ülkede yaşayan bütün etnik gurupların eşit haklarla temsil edileceği demokratik bir seçim olacaktır. Bu etnik gurupların yanında Gal Bölgesi'ne geri dönüş yapan mültecilerin ve Abhazya'yı kendi isteği ile terk edip geri dönenlerin de aynı haklara sahip olarak seçme ve seçilme hakkına sahip olduklarını belirtmek gerekir.

Yapılacak olan parlemento seçimleri Abhazya'nın iç işi olup Gürcüstan Devlet Başkanı'nın ve parlementosunun buna müdahale hakkı yoktur.

Taraflar arasındaki statü belirleme çalışmalarına gelebilecek zararlar konusuna gelince: Abhazya Cumhuriyeti'nin statüsünün belirlenmesi ve hukuki yapısını oluşturulması ulusların kendi kaderini tayin etme hakkından kaynaklanarak Abhazya halkının kendi iradesiyle belirlenecek bir husustur. Bu nedenle bu konunu Güvenklik Konseyi'nde gündeme gelmesine bile gerek olmadığı kanısındayız. Abhazya Cumhuriyeti ile Gürcüstan Devleti arasındaki münasebetlerin tanzim ve tesbiti devletler hukuk ilkelerine göre yapılmalıdır.

Gürcüstan Devleti'nin toprak bütünlüğünü ısrarla ifade eden devlet ve kuruluşların, savaş devam ederken kan akıtılmasının durdurulması ve savaşın sona erdirilmesi için Abhazya yönetimi tarafından yapılmış olan ısrarlı çağrılara vermemiş olmaları gerçekten şaşkınlık yaratmaktadır.

Bugün Gal Bölgesi'nde mevcut, Stabilize durumun bozulması için, Gürcüstan Devleti tarafından Basın-Yayın yolu ile, Radyo ve televizyonlar aracılığı ile ve diğer çeşitli tahrik ve Prokovasyonlar yapılmaktadır. Abhazya Cumhuriyeti'nin bu bölgede mültecilere yönelik hiçbir haksız eylemi söz konusu değildir. Bunu için eylemleri yapan kimselerin  kimliklerinin belirtilmemiş olmasıda dikkate şayandır. Abhazya Cumhuriyeti ve halkı olarak BM tüzüğünde yazılı olan ve bütün imzalayan devletlerce uyulması zorunlu bulunan büyük ve küçük ulusların hak eşitliği ilkesinin Abhazya'ya da uygulanmasını talep ediyoruz. Gerek BM temsilcilerinin ve gerekse Rusya Federsyonunun bu ilkeler doğrultusunda hareket ederek Abhazya'da adil bir barışın kurulmasını acilen sağlamaları, en içten isteğimizdir.

Güvenlik Konseyi'ne yazılan mektubun içeriğini teşkil eden görüş ve düşünceler yukarıda kısaca vurgulanmıştır. İfade etmeye çalıştığımız sorunlar ve sorunların çözümlenmemesinin nedenleri yukaridaki ifade edilmiştir. Bunu yanında: Bu haksız ambargoların devam etmesi Türkiye Cumhuriyeti bakımından ayrıca çok hassa ve önemli sonuçları doğurabilme olasılığınıda belirtmek zorundayız. Zira öncelikle Türkiye Cumhuriyeti bir bölge ülkesi olup, Kafkasya'da büyük çıkarları vardır. Ayrıca Kafkasya'daki ve Abhazya'daki halklarla Türkiye Cumhuriyeti arasında vazgeçilemeycek kadar önemli tarihi, maddi ve manevi bağlar söz konusudur. Bunu yanında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan 7 milyonu aşkın Kafkas kökenli insan, bu haksız uygulamalar ve ambargolar karşısında çok hassas bir konuma gelmiştir. Bu haksız uygulamaların ve tek taraflı himayeci politikaların devam etmesi durumunda İnsiyatif dışı olayların oluşmasına engel olmak belki mümkün olmayacaktır. Bu nedenle Kafkasya bölgesinde barış ve istikrarın adil bir şekilde kurulması Türkiye Cumhuriyetini çok yakından ilgilendirmekte ve menfeatine olmaktadır.

Abhazya halkının ambargo altına aldırmak suretiyle her türlü insan hakları ve özgürlüklerini kısıtlamak ve dışarıyla olan bağlantısını keserek bir nevi ölüme terketmek suretiyle bu halkla barışa ulaşmanın imkansız olacağının Gürcü yönetimince çok iyi bilinmesi ve anlaşılması gerektiğinede inanıyoruz. Tabi, aynı yaklaşımın sorunlu olduğu diğer halklara da göstermelidir.

Netice olarak Dünya’da henüz kirlenmemiş bir doğaya sahip olan etnik ve kültürel özellikleriyle, korunması gerekli Dünya’daki sayılı coğrafi bölgelerden birini teşkil eden Kafkasya'nın ve özellikle Abhazya'nın barışa ve istikrara kavuşması, huzurun sağlanması, hukuk ve insan haklarının teminat altına alınması gerektiğine inanıyor; tarih boyunca özgürlükleri için, yaşamları için, büyük devletler tarafından uğratıldıkları haksızlıklara karşı usanmadan, yılmadan mücadele eden Abhaz halkının artık özgürce yaşama, huzura kavuşması için Dünya Kamu Vicdanına sesleniyoruz ve Abhazya'da Ambargoya son diyoruz..
Son Güncelleme ( Salı, 25 Kasım 2008 15:50 )
 
JoomlaWatch Stats 1.2.8b_08-dev by Matej Koval