Haberler
RUSYA'NIN SINAV YILI
YENER ASUGBA tarafından yazıldı.    Salı, 17 Ocak 2012 14:35    PDF Yazdır e-Posta

2011 yılı, Rusya’yı yönetenlerin yüzünü pek güldürmedi. Aralık ayındaki parlamento seçimlerinde Vladimir Putin’in partisinin oy oranının yüzde 50’nin altına düşmesi ve on binlerce kişinin seçim sonuçlarını protesto ederek sokaklara dökülmesi, Putin’in artık ülke meselelerinde eskisi kadar “ben yaptım, oldu”, diyemeyeceğini gösterdi. Evet, 11 milyon nüfuslu Moskova’da 50 bin kişilik mitinge büyük demek, Türkiye’yi, hele de Cumhuriyet mitinglerini düşününce gülünç gelebilir, fakat protesto gösterilerinin birkaç yüz kişilik ufak gruplarla yapılmasına alışmış olan Moskova yönetimi, on binlerce kişiyi bir arada görünce, kentte takviye askeri kuvvetler getirerek içindeki tedirginliği açığa vurdu. Protesto havası sönmeye başlasa da mart ayında yapılacak olan devlet başkanlığı seçimlerinin zorlu geçeceği, yaygın bir kanaat.

Dış politikadaki tatsız sürprizler ise eski Sovyet coğrafyasındaki ayrılıkçı yönetimlerde görüldü. Gürcistan’dan bağımsızlığını ilan eden Abhazya ve Güney Osetya bölgeleri ile Moldova’dan bağımsızlığını ilan eden Transdinyester bölgesinde düzenlenen devlet başkanlığı seçimlerinin tamamı, Kremlin açısından fiyaskoyla sonuçlandı. Rusya’nın askeri ve ekonomik desteğine bağımlı olan bu bölgelerde halk, Kremlin’in açık destek verdiği adayların yerine, karşısına engeller çıkarılan adayları seçti. Abhazya ve Güney Osetya, 1991-93 döneminde Gürcü yönetimiyle çatışmaya girerek bağımsızlıklarını ilan etmiş ve 2008 yılındaki Rus-Gürcü Savaşı’ndan sonra, Rusya, bu iki yönetimin bağımsızlığını tanımıştı. Abhazlar, tarihten bugüne, Ruslarla çok da iyi ilişkilerinin olduğu söylenemeyeceği ve kendi bağımsız yapısına çok düşkün olan bir halk. Abhaz tarım ürünlerinin yakın ülkelerde yoğun olarak satılması ve Abhazya’nın turizm potansiyeli, bu bölgenin, Rusya’ya belli konularda diklenmesini de kolaylaştırıyor. 2004 yılında Abhazya’da düzenlenen seçimlerde Rusya’nın fazla haz etmediği Sergey Bagapş, ufak bir renkli devrimle iktidara gelmişti. Geçen yıl Bagapş’ın hayatını kaybetmesi üzerine düzenlenen seçimlerde de Rusya’nın açık destek verdiği Sergey Şamba, muhalif Aleksandır Ankvaba’nın karşısında seçimleri kaybetti.

2008 yılındaki Gürcü askeri harekâtından tamamen Rusya’nın yardımıyla kurtulan ve Gürcülere yönelik öfkenin hâlâ taze olduğu, üstelik de bağımsızlıktan çok Rusya’ya katılmayı hedefleyen Güney Osetya’da da Rusya’nın desteklediği aday seçimleri kaybetti. Fakat yönetim seçim sonuçlarını tanımayı reddetti. Bunun ardından patlak veren olayların sonucunda, seçimlerin bu yıl yeniden yapılmasına karar verildi. Ayrılıkçı bölgeler içinde adı en az duyulan Transdinyester de Rusya’ya sürpriz yaptı. Transdinyester’in Rusya’yla ortak sınırı yok; bir tarafı Moldova yönetimi, diğer tarafı ise Ukrayna’yla çevrili. Moldovalıların Rumenlerle akraba olmasına karşılık, Transdintester halkı, Rus ve Ukrayna kökenli. Moldova’nın bütün sanayisi, bu bölgede kalmış. Bölgeyi 20 yıl boyunca yöneten İgor Smirnov, “Ya bağımsız kalalım ya da Rusya ile birleşelim” diyordu. Fakat Rusya, Transdinyester’i, Moldova’nın tamamı üzerinde denetim kurmak için koz olarak görüyor ve Transdinyester yönetimini, Moldova ile müzakere masasına oturmaya zorluyor. Geçen ay burada yapılan seçimlerde, televizyon programlarına katılmasına engel olunan muhalif aday Yevgeniy Şevçuk oyların yüzde 74’ünü aldı. Bu olaylar, Rusya’nın, her bakımdan kendisine bağlı olan bölgelerde bile kendi istediği sonucu almakta yetersiz kaldığını gösterdi. Putin, Avrasya Birliği’nden bahsederken ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Orta Asya’da temaslar gerçekleştiriyor ve bunun hemen ardından, Rus uzmanların Amerikalıları suçladığı, Kazakistan’ın Jana Özen bölgesindeki karışıklıklar patlak veriyordu. Rus Ulusal Güvenlik Kurulu Sekreteri Yevgeniy Patruşçev’in önceki gün “Bu yıl Rusya ve ABD’deki seçimlerden Putin ve Obamanın galip gelmesi dünya barışı için iyi olur” demesi, Rusya yönetiminin, ABD dış politikasının sertleşmesi ve iktidara Cumhuriyetçilerin gelmesi olasılığından duyduğu endişeyi de gösteriyor. Kısacası, bu yıl, Kremlin’in hem iç hem de dış politikasını gözden geçirmesinin gerekeceği zorlu bir sınav yılı olacak.

www.avrasya-haber.net

Son Güncelleme ( Salı, 17 Ocak 2012 14:37 )
 

Üye olmadan yorum yazamazsınız.

Üye
olmak için tıklayın.

JoomlaWatch Stats 1.2.8b_08-dev by Matej Koval