|
SÜRGÜN DOĞDUM SÜRGÜN ÖLMEYECEĞİM!!!
Mavinin en deriniydi...
Bakınca bir daha, bir daha baktığım gözler,
Uyanınca beni karşılayan gökyüzü,
Dalgasıyla coştuğum, hızıyla yarıştığım Kuban...
Yeşilin en cennetiydi,
Ne yana dönsem yemyeşil,
Bazen gizleyen, bazen açığa çıkaran
Açıklı koyulu bir huzur...
Beyazın en kir tutmayanaydı...
Yüzün aydınlık,
Kalbin aydınlık,
Zihnin aydınlık Kafkasya...
Grinin en dumanlısıydı...
Ne olduğu belli olmayan bir belirsizlik,
Bir rehavet çöktü sanki,
Bir umutsuzluk, binlerce umutsuzluk...
Kırmızının en kızılıydı...
Ateş gibi, kor gibi,
Yaktıkça yakan acıttıkça acıtan,
Acıydı,
Gözyaşıydı,
Ölümdü,
Siyahın en karasıydı...
Karanlıktı,
Yok oluştu,
Bir vedaydı,
Evine, vatanına, yarına söz veremeyen bir elvedaydı...
Sarının en hüzünlüsüydü...
Tarih sayfalarını dolduran bir sürgün,
Bitmeyen bir hasret,
Tarihin gerçekle yüzleşmesiydi...
Tarihin gör dediği,
Gerçeğin kabul etmediği bir sürgündü...
Acının en acımasızını,
Savaşın en kanlısını,
Kanın en kırmızısını,
Göz yaşının hiç bitmeyenini gördüm...
Dilimden, dinimden, sevdamdan, vatanımdan sürüldüm...
Yaşadığım sürece hiç korkmadan söyleyeceğim,
Emanet geldiğim bu topraklarda,
Sürgün doğdum, sürgün ölmeyeceğim!!!
Gönderen; Çiğdem Türk
14/05/2007
|
| |
MEÇHUL
Bir tohum gibi toprağa serpilmek,
Bir kuş gibi göklerde süzülmek,
Bir çocuk gibi yerlerde sekmek,
Mayıs yeşilinin verdiği kokuyla
Bir sabah derse başlamak…
Güzel bir bahar ayında,
O eşsiz, o güzel
Başı dumanlı yayla.
Kafalarda bilgi tomurcuklarıyla,
Sessizce bir şeyler düşünmek..
Kalplerde Anadolu Kutsallığı,
Gözlerde yaşama sevinci,
Kiminin gizli saklı hayalleri,
İşte bir meçhulün düşündükleri!!!
Gönderen; Çiğdem Türk |