M. Yener ASUGBA
TÜKENİYORUZ. GALİBA YOK OLUYORUZ!.
Administrator tarafından yazıldı.    Cumartesi, 15 Kasım 2008 17:26   
  •                                                                                         

  • YIL 2004.Yağışlı bir mayıs sabahı. Yer İzmit-Kefken. Kafkasya'dan sürülen atalarımızın deniz yoluyla gelip, sadece çok az bir kısmının hayatta kalmayı başararak karaya ayak bastıkları yerlerden sadece biri. O modern, o güzeller güzeli, dünyaya medeniyet öğreten o insanların sığındıkları mağaranın bulunduğu ve kasvetiyle insanın ruhunu üşüten bir yer. Düşünüyordum; Allah'ın bahşettiği o cennette yaşayıpta şimdi hayatta kalmak için bir mağaraya sığınmak zorunda kaldıkılarını. Düşünüyordum; yokluktan ve açlıktan ötürü çaresizce toprağa karışmış, çürümüş mısır tanelerini bulup abısta yapmaya çalışmalarını, o kötü hava şartlarını, salgın hastalıklarla kırılmalarını ve de en önemlisi, tüm değerlerden üstün tuttuğumuz özgürlüğü( AHAKUYTRA) ve sevdiklerini kaybetme acısını çekmiş insanların o anlardaki ruh hallerini. Kısacası şuan aynısı başımıza gelse asla dayanamayız dediğim ne varsa düşündüm. Bundan sonra ne olacak? sorusuna verdikleri cevap neydi acaba? Bulamıyordum cevabı çünki, biz hiç sürgün olmamıştık ki. Biz zaten hep vatanımızdan ayrıydık ama onlar apayrı ve dilini hiç bilmedikleri bir yere gelmişlerdi. Hemde içi tıksa basa insan doldurulmuş, gemiye benzeyen araçlarla. Bizim gibi gidecekleri yere bilet alıp gitmemişlerdiki hiç. Bizim gibi cep telefonlarıda yoktu ki merak ettiklerinden birini telefonla arayıp bilgi alsın, sağmıdır ölümüdür? Kendisine ait toprakta yoktu ki bir şeyler ekip babasını, annesini, çocuğunu doyursun. Gücüde kalmamıştıki gidip kendisine bunları reva görenden intikam alsın. Tüm bilgisi o an kendisiyle birlikte oraya ayak basan bir kaç bin insandan ibaretti. Abhaz halkının geri kalanına ne oldu? Şimdi neredeler? İşte bunları düşününce bir türlü o an nasıl bir ruh halinde olduklarını anlayamıyordum.

  • Ve işte bir gün aradığım cevabı bulmuştum. Mağarada gelişi güzel yazdıkları bir yazının açığa çıkmasıyla tüm sorularımın da cevabı o yazıyla beraber cevaplanmıştı. İnsanın içini acıtan bir yazıydı ama ruh hallerini ve canlarından bezdiklerini gayet güzel dile getiriyordu. Yazı şuydu; TÜKENİYORUZ. GALİBA YOK OLUYORUZ!..Yazı insanın içini fazlası ile acıtmasına rağmen sonradan iyice düşünüldüğünde, insanlıktan çıkmış bir vaziyette olunması gerekirken yinede alt yapısında bir asalet ve insanlık dersi olduğu göze çarpmaktadır. Dikkat edildiğinde, yazıyı yazan kişinin BİZ diye hitap ettiği görülür. Tükendim, bittim, mahvoldum, vay başıma gelenler şeklinde değil, o ortamda bile halkını düşündüğünü ve başlarına gelenlerin halkı adına bir kayıp olduğunu his edebilecek karakteri ve asaleti kaybetmemiş olduğunu görürsünüz.

  • Ve yıl 2008. Mayıs ayı ve heyecandan ölüyorum. Çünki Abhazya'ya gidiyorum. Yolculuk sırasında hisettiklerimi ve ayak bastığım anda yada geri dönüş yolculuğunda hisettiklerimi burada anlatmayacağım. Paylaşmak istediğim olay, Abhazya pasaportunu cebime koyduğum o gün ve o an yaşadıklarımdır. Evet pasaporta sahip olduğum tarih tam 21 MAYIS..pasaportumun üzerinde yazan alınış tarihine uzun uzun baktım 21 MAYIS 2008..Atalarımızın çoğunun yeryüzüne dağıtıldığı tarihti bu. Bakın ilahi adalete ki aynı tarihte ben Abhazya'dayım ve elimde Abhaz devletinin bana, yani o acıları çekenlerin torunlarından birine verdiği o muhteşem anlamı olan pasaportum. Acaba dedim, o yazıyı yazarken deselerdi ki ona birileri, KORKMA! GÜN GELECEK SİZİN TORUNLARINIZ YİNE GERİ DÖNECEKLER BIRAKTIĞINIZ TOPRAKLARA acaba o kadar acının içindeyken inanırmıydı? Böyle bir şeye ihtimal verseydi, hiç o mağaranın duvarına TÜKENİYORUZ, GALİBA YOK OLUYORUZ. yazarmıydı? Evet,1990 'da Abhazya'ya okumaya gitmiş, savaş başladığında savaşa katılmış abilerimizin ''Ah bir gün Abhazya cumhuriyeti diye bir mühür bir kaşemiz olurmu? O günleri görürmüyüz? '' diye hayalini kurdukları şey gerçek olmuştu işte. Dışarı çıktığımızda duygularımızı dile getirmemizi isteyen yanında Abaza tv kamerası ve elinde elinde mikrofon olan yapımcı bir abimize şunları ancak söyleyebilmiştim yarım Abhazcam ile ''Abhazya halkı ! çok acılar çektik, savaşlar ölümler gördük, azaldık. Apsuva, Adige, Çeçen ve diğerlerinden çok gençlerimiz öldüler.( Abhazya'ya götürdüğümüz 20 genci göstererek) Ama bakın işte bunlarda sizin çocuklarınız'' diyerek cebimdeki pasaportu çıkarıp üzerinde yazan tarihi gösterdim. Ve en aklımda kalan cümlemde şuydu ;BİTMİYORUZ İŞTE GÖRÜYORMUSUNUZ? buna sevinelim, artık çok ağladık.

  • Bu sevincim hiç bitmeyecek ancak; evet ancak diyorum çünki gün geçtikçe değerlerimizi yitiriyor olmamızda beni karamsar yapmaya başlamadı değil. Çok sık duyduğum kelimeler, artık modernleşmek lazım, çağa ayak uydurmamız lazım, bazı adetlerimizi kaldırmamız lazım, bazıları çok ağar geliyor yapmayalım, derneklerimizde içki içelim hatta göbek atalım, nasılsa başka yerde yapıyoruz burada neden utanacağız? Apsuva koşarada tahtaya oturmaya çağ dışı gözüyle bakıp çekinenlerden, Çerkeska-kumvjü yerine paçavra giyenlerden tutun, en basit geleneklerimize bile amaan bununlada saygımı olurmuş? diyenlere kadar sayımız artıyor farkındamıyız? Neden oğluna-kızına geleneklerimizi, dilini öğretmeyen ve onlardan saygıda beklemeyen biri kalkıp ALEYFA-KEBZE söz konusu olduğunda mangalda kül bırakmaz ve yaşı ile sizi ezmeye, utandırmaya çalışır? Abhaz bayrağını taşımanın bölücülük olduğunu söyleyen o değerli büyüklerimiz bize nasıl önder olacaklar ki?. Mesela? Mesela neden bir gelin artık babasının yanında baş köşede oturup ayağında bebek sallar? Hemde misafirlerin yanında? Ve o toplumuzun büyüğü buna nasıl müsade eder? Neden o eşsiz Çerkeska'mızı çıkarıp başka kıyafetlerle dans etmeye çalışırki gençlerimiz? Kim vermiş ki onlara o hakkı? Düğünlerimizde ortada oynadığını sandığın ama meğerse sarhoşluğundan dolayı sallanan bir büyüğümüz nasıl yol gösterirki bize? Mesela? Mesela Abhazya için ne gerekiyorsa (grev yürüyüş,eylem,basın v.s) yapın diyen Abhazya makamlarına rağmen, nasıl olurda başımızdaki büyüklerimiz insanları pasifleştirmeye, sindirmeye çalışır? Bir yandan anlatmakla gururlandığımız değerlerimizi, uygulamaya gelince bir anda nasıl silip atabiliyoruzki? Herkes biliyor işte bu listenin sonu yok, bende dahilim bunları yapanların içine. Hemde en başına kendimi koyuyorum...

  • Şimdi hepimize bir şey sormak istiyorum. Cevaplarmıyız bu soruyu hep birlikte? TÜKENİYORUZ..GALİBA YOK OLUYORUZ yazan kişi acaba gerçektende bu günleri görüp, umudunu kaybederek yaşamak isteğini yitirip, bir gün bizim okuyacağımızı bilerekmi yazdı duvara o yazıyı?

  • TÜKENİYORMUYUZ? YOKMU OLUYORUZ?..

  • Temel ajan olmaya karar vermiş. Almışlar bunu eğitime. Son test kendisine söylenecek şifreyi ne olursa olsun kendilerine söylememe testiymiş. Temele şifreyi söylemişler ve başlamışlar baskı yapmaya.

  • - Neydi bakalım şifre? söyle! Tabi Temel'de çıt yok.

  • - Bilmiyorum..

  • Günlerce işkence etmişler, herşeyi yapmışlar, yok konuşmayacak. En son demişler ki tamam bu testide geçti. Gidip sevindirici haberi verelim ve bırakıp ödüllendirelim.Tam koydukları hücreye yaklaşmışlarki içeriden güm güm ses geliyor. Hücrenin küçük mazgalından içeri bakarlarki ne görsünler? Temel kafasını duvarlara vuruyor ve;

  • -Haturla Temell, Haturla uşağummm neydu şifre HATURLAAAA!

  • İleride birgün çocuklarımız bize geleneklerimizle ilgili bir soru sorduğunda kafamızı, HATIRLAA NEYDİ? NEYDİİİ? diye duvarlara vurmamak dileğiyle.....

  • .Allah tüm dünya uluslarını özgür ve mutlu kılsın..ve bizide unutmasın.AMİN!.

  • Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Son Güncelleme ( Çarşamba, 03 Aralık 2008 02:18 )
 

Yorumlar 

 
0 #10 ayuzba81 2009-04-09 21:19 sürgün doğduk sürgün ölmeyiz inş
 
 
0 #9 sibipha 2009-04-09 05:42 Bizdeki o kan yok olmadikca aphazyada bizim ve bizim olarak kalacaktir…Bir efkan degil binlerce efkan oraya kosacaktir…!
 
 
0 #8 akeçba 2009-02-21 00:37 bizim abaza damaramız incelmedikçe hiç yok olmayız. hiç şüpheniz olmasın dağları aşarız bu yürekle. allahtan başka kimseden korkumuz yok allaha şükür yeterki ben abazayım tüm hedefleri aşarız desin.gerisi zaten kolay
 
 
0 #7 Nico 2009-01-31 14:07 aphazyamızı abazalığı çocuklarımıza iyi anlatmamız lazım ve aphazya aşkıyla büyümesi lazım imkanı olanlarda tatile aphazyaya gitmeli abziyrazı haybabayt ança hapsuwara yumrızın
 
 
+1 #6 ayudzaergun 2009-01-10 22:09 abi cok doğru yazmısısn helal olsun
 

Üye olmadan yorum yazamazsınız.

Üye
olmak için tıklayın.

JoomlaWatch Stats 1.2.8b_08-dev by Matej Koval